Konsorsiyum
Hukuk Bürosu

Döner Artık Alman Malı mı? “Türk Dönerinin” Tescil Süreci ve Geleneksel Ürün Adlarının Korunması

24.12.2025

I. GİRİŞ

Geçtiğimiz aylarda kamuoyu, önce “dönerin artık Almanya’ya ait olduğunun tescil edildiği”, sonra Türkiye’nin bir döner tescili başvurusu yaptığı, akabinde de bu tescil başvurusunun Almanya’nın itirazıyla reddedildiği haberleriyle meşgul olmuştur. Sürecin nasıl ilerlediği ve son tahlilde nasıl neticelendiği ise birbirinden farklı açıklamalara konu edilmiştir.

Bu makalemizde geleneksel ürün adlarının korunması ile Türk dönerinin tescili girişimine ilişkin genel hatları izah edeceğiz.

II. GENEL OLARAK GELENEKSEL ÜRÜN ADLARI

Geleneksel ürün adı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 34. maddesinde, menşe adı ve mahreç işareti ile birlikte tanımlanmıştır. Menşe adı ve mahreç işareti, temel olarak benzerlerinden farklılaşmış ve bu farkı kaynaklandığı yöreye borçlu olan bir yöresel ürün adını ifade eden coğrafi işaretin türleridir. Coğrafi işaretler bakımından ilgili coğrafi bölge; bir yöre, bölge veya bir ülke olabilmektedir.

Bu doğrultuda menşe adı; tüm veya esas özelliklerini bir coğrafi alana özgü doğal ve beşerî unsurlardan alan ve üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerin tümü bu coğrafi alanın sınırları içinde gerçekleşen ürünleri tanımlayan adlardır. Örneğin Finike Portakalı veya Anamur muzu, bir menşe adıdır.

Mahreç işareti ise belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından bu coğrafi alan ile özdeşleşen, üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerinden en az biri belirlenmiş coğrafi alanın sınırları içinde yapılan ürünleri tanımlayan adlardır. Örneğin Antep Baklavası veya Hereke Halısı, bir mahreç işareti niteliğindedir.

Buna karşın geleneksel ürün adları, menşe adı veya mahreç işareti niteliği taşımayan ve ilgili piyasada bir ürünü tarif etmek için geleneksel olarak en az otuz yıl süreyle kullanıldığı ispat edilebilen adlardır. Ancak geleneksel ürün adının, geleneksel üretim veya işleme yöntemi yahut geleneksel bileşimden kaynaklanması veya geleneksel hammadde veya malzemeden üretilmiş olması şarttır. Bu bağlamda ezogelin çorba, Denizli tandır gibi ürünler geleneksel ürün adına örnektir.

Coğrafi işaretler ve geleneksel ürün adları, şu kişiler tarafından tescil edilebilir:

  • Üretici grupları
  • Ürün veya ürünün kaynaklandığı coğrafi alanla ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları
  • Ürünle ilgili olarak kamu yararına çalışan veya üyelerinin ekonomik çıkarlarını korumaya yetkili dernekler, vakıflar ve kooperatifler
  • Ürünün tek bir üreticisi varsa, bu durumu ispat etmesi şartıyla ilgili üretici

Coğrafi işaretlerin ve geleneksel ürün adlarının tescilinin önemi, bunların ancak sicilde belirtilen şartlara uygun olan ürünlerin üretimi veya pazarlamasında faaliyet gösterenler tarafından kullanılabilmesidir. Bir diğer deyişle ilgili ürün, sicilde belirtilen şartları taşımaması hâlinde ilgili adlandırmayı taşıyamayacaktır.

Bu doğrultuda coğrafi işaret veya geleneksel adı kullanacak kişiler, bu minvalde üretim ve pazarlama faaliyeti gösterdiklerine ilişkin olarak tescil sahibine bildirimde bulunur. Tescil sahibi de denetim işlemlerini koordine etmek ve aykırı kullanımlara ilişkin hukuki işlemleri yerine getirmekle; ayrıca üreticilerin örgütlenmesini, ürünün üretim özelliklerine ilişkin bilgilendirilmelerini ve ürünün tanıtım faaliyetlerinin yürütülmesini sağlamakla yükümlüdür.

III. DÖNERİN TESCİL SÜRECİ

Öncelikle belirtmek gerekir ki sınai mülkiyet haklarının korunmasında ülkesellik ilkesi geçerlidir. Tanınmış marka gibi istisnai hâller dışında, bir sınai hak hangi ülkede tescil edilmişse o ülkede korunur. Bununla birlikte, bölgesel veya uluslararası tescil sistemleri de mevcuttur. Örneğin bir marka, Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi (EUIPO) nezdinde başvuruya konu edilerek Avrupa Birliği içerisinde korumaya konu edilebilmektedir. Bu doğrultuda geleneksel ürün adının (TSG – Traditional Speciality Guaranteed), AB Komisyonuna yapılacak başvuru ile Avrupa Birliği içerisinde tescili mümkündür. Nitekim Türk kahvesi, bu şekilde tescil edilmiş bulunmaktadır.

“Döner” de 20.05.2022 tarihinde, Uluslararası Döner Federasyonu (UDOFED) tarafından geleneksel ürün adı koruması kapsamında AB Komisyonu nezdinde başvuruya konu edilmiştir. UDOFED, “dönerin dünya genelinde temsilini sağlamak” amacıyla İstanbul’da kurulmuş olan ve çeşitli derneklerden oluşan bir federasyondur. Nitekim döner, 09.12.2021 tarihinde, yine UDOFED tarafından Türkiye’de de geleneksel ürün adı olarak tescil edilmiş bulunmaktadır. UDOFED’in AB Komisyonu nezdinde yaptığı başvuru ise 24.04.2024 tarihinde AB Resmî Gazetesi’nde yayımlanmıştır.

Başvuru, ilgili AB mevzuatı uyarınca üç aylık itiraz süresine tâbidir. Bu süre içerisinde önce Almanya, sonra diğer AB ülkeleri olmak üzere çeşitli merciler tarafından başvuruya itiraz edilmiştir.

UDOFED tarafından yapılan başvuruda; dönerin yukarıdan aşağıya ve 55 santimetre uzunluğunda bir bıçakla kesilebileceği, kesilecek hayvanın belli bir yaşta olması gerektiği, kullanılacak baharatların miktarı gibi oldukça detaylı bir biçimde tarif yer almaktadır. Nitekim başta Almanya olmak üzere Avrupa kamuoyunda; bu türden bir tescilin gerçekleşmesi hâlinde denetimlere uygun bir üretim yapılmasının mümkün olmayacağı, böylece döner adının kullanımından vazgeçilmesi gerekeceği, ayrıca dönerin fiyatının çok artacağı gibi çeşitli itiraz gerekçeleri ortaya atılmıştır.

İtirazların ardından başlayan altı aylık uzlaştırma sürecinde herhangi bir neticeye varılamamıştır. AB Komisyonu nezdinde uzun bir süre gelişme yaşanmaması ve “başvurunun ya içeriğinin değiştirilmesi ya da reddinin gerekeceği” yönünde spekülatif haberlerin yapılmasının ardından, 23.09.2025 tarihinde UDOFED, tescil başvurusunu geri çektiğini bildirmiştir. Böylece tescil süreci de durmuştur.

IV. NE OLACAKTI, NE OLDU?

Türkiye’de kamuoyuna yansıyan haberlerde Türk dönerinin başvurusunun reddedildiği ve Almanya’nın fırsattan istifade “Söder” isimli bir Alman dönerini tescil ettirdiği şeklinde bir anlatı bulunmaktadır. AB Komisyonu’nun ilgili veri tabanında henüz Almanya tarafından yapılmış bu türden bir başvuru yer almamaktadır. Öte yandan başvurunun, Türk kahvesi veya Türk lokumu gibi başvurularda olduğu gibi değil, salt “döner” ibaresiyle yapıldığı görülmektedir. Dolayısıyla her ne kadar dönerin kelime olarak dahi Türkçe kökenli olduğu ve Türk orijinli olduğu açıksa da UDOFED tarafından yapılan tescil başvurusunun sonuçsuz kalmasında bu tutumun da etkili olduğu düşünülmektedir.

Bir coğrafi işaretin veya bir geleneksel ürün adının tescili, yukarıda da belirtildiği üzere, o adla üretilecek ürünlere ilişkin olarak tescil sahibine bir denetim yetkisi sağlamaktadır. Coğrafi işaretlerin ve geleneksel ürün adlarının kullanımının denetimi; tescilli coğrafi işaretleri ve geleneksel ürün adlarını taşıyan ürünlerin üretimi, piyasaya arzı veya dağıtımı aşamalarında veya ürün piyasada iken kullanımının tescilde belirtilen özelliklere uygunluğunun denetimine ayrıca amblem kullanımının denetimine ilişkin her türlü faaliyeti kapsamaktadır. Bu bağlamda başvuru olumlu neticelenmiş olsaydı; AB sınırları içerisinde döner adını kullanan işletmelerin bu türden bir denetimle karşılaşabileceklerini, hatta döner yerine başkaca bir isim kullanmaya mecbur kalabileceklerini söylemek mümkündür.

V. SONUÇ

  • Mahreç işareti ve menşe adı dışında kalan ürünleri tarif etmek için geleneksel olarak 30 yıldır kullanılan adlar, geleneksel ürün adı olarak korunabilir.
  • Geleneksel ürün adı koruması, ilgili ürüne ilişkin olarak tescil sahibine “uygunluğu denetleme” yetkisi sağlamaktadır.
  • Bir geleneksel ürün adı, AB Komisyonuna yapılacak bir başvuru ile AB kapsamında korumaya konu edilebilir.
  • UDOFED tarafından “döner” geleneksel adının AB nezdinde tescili başvurusu, itirazla karşılaşmıştır. Akabinde UDOFED, başvurusunu geri çekmiştir.
  • Tescil başvurusunun neticesiz kalması, dönerin Türk veya Alman menşeli olduğunun tescili anlamına gelmemektedir.

Av. Enes Duran